İnd. Yeni Dünyadan Masallar VENEZUELA

Bolivarcı Devrim’in işbaşına gelmesiyle birlikte Venezuelalı yerli halkların elde ettiği en büyük kazanım, toplum hayatında yeniden “görünür” olmalarıdır. V. Cumhuriyet öncesi dönemlerde, yani Komutan Chavez’in göreve gelmesinden önce, Venezuela topraklarında yaşayan, farklı dil ve geleneklere sahip 44 etnik grubun varlığı yasal olarak tanınmamaktaydı. Günümüzde bu grupların hakları, Bolivarcı Anayasa güvencesindedir. Milli Meclis’te temsil hakları vardır. Dilleri, gelenekleri koruma altına alınmıştır ve çocuklarına çift dilli eğitim verilmektedir. Milli topraklar dahilinde var olan çoklu kültürün hayata geçirilmesi ve korunması, günümüzde Devletin sorumluluğundadır. Bu tavır, Latin Amerika ve Karayipler coğrafyasında bulunan diğer ülkeler için de örnek teşkil etmektedir.

Bolivarcı Venezuela Diplomasisi’nin de öncelikli ödevlerinden biri, çoklu kültüre ait değerlerin korunmasıdır. Buna bağlı olarak halkların kendilerini özgürce ifade etme haklarına sahip çıkılmaktadır. Benim için bu görevi yerine getirmek hiç de zahmetli bir iş değildir, zira babam Maracaibo’nun kuzeyinde bulunan Sinamaica Gölü civarında yaşayan Añú Kabilesi’ndendir. Annem ise Afrika kökenlidir. Bu sebeple bu derlemede yer alan hikâyelerin çoğunu çocukluğumdan beri bilirim.

Tüm edebiyat türlerinin temelinde dünyaya bakış açımız yatar. Varoluşu ve dünyayı nasıl algıladığımız irdelenir. Türkiye çocuklarını, Venezuela yerli edebiyatına ve Latin Amerika edebiyatına yaklaştırmak, herkes için büyük bir kazanım olacaktır. Bugünün çocuklarının, yarın birer yetişkin olduklarında dünya hakkında çok daha açık fikirli olacaklarından ve farklılıkların aslında dünyayı zenginleştirdiğinin bilincine varacaklarından eminim. Bu bilinçle, dünyaya en büyük zararları vermiş önyargılarla savaşabilecek, “öteki” ile yaşamaktan ve paylaşımda bulunmaktan keyif alan, saygılı ve toleranslı bireyler olacaklardır. Dünya üzerinde var olan diğer gelenek ve görenekleri aşağılamadan kendi benliklerini ve kimliklerini koruyabileceklerdir. Tüm bunların sonunda etnik merkeziyetçiliği yenecek ve insan canlısı olarak yetişecekleridir.

Kaldıraç Yayınevi tarafından sizlere sunulan bu kitap hem çok güzel ve özenli bir çalışmadır hem de yetişmekte olan gelecek nesillere büyük bir katkıdır. Bu çalışma, Bizim Amerikamız’ı, Türkiye’ye yakınlaştırmaktadır. Bu kitap estetiğin çok ötesinde bir değere sahiptir. Anadolu kültürleri ile Venezuela’nın yerli kültürleri arasında bir köprüdür.

Bu güzel çalışmanın ortaya çıkabilmesi için gerekli olan ilk unsur, yerli halkların varoluş haklarını güvence altına alan siyasi iradedir. Ama bunun da öncesinde, Avrupa sömürgecileri tarafından uygulanan sistematik katliamlar ve kölelik ile sindirilmeye, hatta yok edilmeye çalışılan bu yerli halkların gösterdiği direniş ve yaşama mücadelesi, yadsınamayacak unsurların başında gelmektedir. Yüzyıllardır devam eden bu direniş sayesinde bugün Türkiye çocukları, Venezuela’nın yerli halklarına yakınlaşma ve onların masallarını, öykülerini ve efsanelerini okuma şansına sahip olmaktadır. Bu da kültürler arası diyaloğun, saygı içinde, doğrudan ve demokratik olarak hayata kazandırılmasını sağlamaktadır. Bu masallar, sizleri Venezuela’nın kalbine doğru bir yolculuğa çıkmaya ve yerli halklarımızın kültürleriyle tanışmaya davet etmektedir.

Bir varmış, bir yokmuş...

Dr. Jose Gregorıo Bracho Reyes
Venezuela Bolivar Cumhuriyeti
Türkiye Büyükelçisi
Ankara, Mart 2016

Kitap özellik
Orjinal dil Türkçe
Türü Öykü
Editör Berna Talun Üğüten, Mehmet Deniz Bölükbaşı
Baskı öncesi hazırlık Ülkü Gündoğdu
Kapak Tasarım Furkan Kısa
Kağıt Bilgisi 60 gr Enzo Cremy
Sayfa Sayısı 84
Kitap Boyutları 1,5 x 17 cm
ISBN 78-605-5172-07-7
Basım Tarihi Haziran 2016

Yorum Yap

Adınız:

Yorumunuz:

Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü İyi

Doğrulama kodunu giriniz:

Hakkımızda

About Us
Bir tanıtım yazısı yazmanın en zor tarafı, tıpkı bir tanımlama yaparken ki gibi tanımın tanımlanan şeyi yeterince tarif edememesi, daraltması herhalde. ''Okumak eylemdir! Okuyalım eyleyelim!'' sloganını seçmiş bir yayınevi olarak bastığımız kitapları, daha doğrusu neden bu kitapları bastığımızı, hangi temel saik ve ilkelerle hareket ettiğimizi anlatmak zor, öte yandan bir zorunluluk.
 
Yayınevi, kitap yayınlamak diyelim biz buna, sadece bir entelektüel faaliyet değil bizim için. Tıpkı bir düşüncenin maddeleşmesi, hayata doğması için sese dönüşmeye, bir de başka biri ya da birileri tarafından duyulmaya ihtiyacı olması gibi, bir kitabın da basılıp yayınlanması dışında, bir kitap olabilmesi için duyulmaya, sese dönüşmesine, birilerinin düşüncelerini zenginleştirmeye, eleştirmeye, değiştirmeye ihtiyacı vardır. Bu hayatı da değiştirebilmenin araçlarından biri olur o vakit.
 
Okumak ile anlamak arasındaki fark, söylemek ile yapmak arasındaki fark gibidir. Özümsemek ve kendini doğru bir şekilde ifade etmek hayatın ve bilimin ve de sanatın kuşkusuz 'olmaz ise olmaz'ıdır. Tıpkı görünen ile gerçeklik arasında bir fark olmasaydı eğer bunların hiçbirine ihtiyacımız olmayacağı gibi. Ve tıpkı bugün bize bilim, sanat, hayat diye sunulan şeyin sadece bir tüketim meselesi, tüketim nesnesi ve de tüketim kültürü olduğu tezi gibi baştan ayağı yanlış olduğu gibi.

Son Tweetler