İnd. Moskova’dan Anadolu’ya MAKSUT ve MUSTAFA SUPHİ

Enbiya Kırali'nin kaleme aldığı "Moskova'dan Anadolu'ya" romanı, Ekim Devrimi'nin dünya ölçeğindeki etkileri yanında, Türkiye'ye etkilerini, roman sanatının olanakları içinde yansıtmaya çalışıyor. Maksut Kırali ve Mustafa Suphi gibi kahramanların yaşam serüveni, sosyal mücadelesi, Büyük Ekim Devrimi ekseninde kesişiyor ve anlam kazanıyor.

Maksut, Moskova'da fırın isçiliği yapan babası Mehmet'in yanında çalışırken, Rusya'daki çalışma yaşamını, Çarlık zulmünü ve ezilenlerin sosyal mücadelesini yakından tanır. Süreç içerisinde Bolşeviklerle tanışır, kaynaşır ve Parti içinde yerini alır. 1917 Ekim Devrimi sürecine aktif olarak katılır. Siyasi faaliyetleri nedeniyle, babasıyla birlikte Çarlık polisi tarafından tutuklanır. Sibirya madenlerinde çalışmak üzere sürgüne gönderilir... Oradan kaçmayı başarır. Esaretten özgürlüğe ulaşır... Rusya'da 10 yılı aşkın bir süre, devrimci mücadele içerisinde çelikleşir...

Kitap özellik
Baskı Bizim Büro Ofset
Orjinal adı Moskova’dan Anadolu’ya MAKSUT ve MUSTAFA SUPHİ
Orjinal dil Türkçe
Türü Roman
Editör Ahmet İnce, Ülkü Gündoğdu
Baskı öncesi hazırlık Ülkü Gündoğdu
Kapak Tasarım Hakan Sümer
Cilt Bilgisi Karton kapak
Kağıt Bilgisi 60 gr Enso Creamy
Sayfa Sayısı 448
Kitap Boyutları 13,5 x 21 cm
ISBN 978-605-5172-06-0
Basım Tarihi Temmuz 2015

Yorum Yap

Adınız:

Yorumunuz:

Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü İyi

Doğrulama kodunu giriniz:

Hakkımızda

About Us
Bir tanıtım yazısı yazmanın en zor tarafı, tıpkı bir tanımlama yaparken ki gibi tanımın tanımlanan şeyi yeterince tarif edememesi, daraltması herhalde. ''Okumak eylemdir! Okuyalım eyleyelim!'' sloganını seçmiş bir yayınevi olarak bastığımız kitapları, daha doğrusu neden bu kitapları bastığımızı, hangi temel saik ve ilkelerle hareket ettiğimizi anlatmak zor, öte yandan bir zorunluluk.
 
Yayınevi, kitap yayınlamak diyelim biz buna, sadece bir entelektüel faaliyet değil bizim için. Tıpkı bir düşüncenin maddeleşmesi, hayata doğması için sese dönüşmeye, bir de başka biri ya da birileri tarafından duyulmaya ihtiyacı olması gibi, bir kitabın da basılıp yayınlanması dışında, bir kitap olabilmesi için duyulmaya, sese dönüşmesine, birilerinin düşüncelerini zenginleştirmeye, eleştirmeye, değiştirmeye ihtiyacı vardır. Bu hayatı da değiştirebilmenin araçlarından biri olur o vakit.
 
Okumak ile anlamak arasındaki fark, söylemek ile yapmak arasındaki fark gibidir. Özümsemek ve kendini doğru bir şekilde ifade etmek hayatın ve bilimin ve de sanatın kuşkusuz 'olmaz ise olmaz'ıdır. Tıpkı görünen ile gerçeklik arasında bir fark olmasaydı eğer bunların hiçbirine ihtiyacımız olmayacağı gibi. Ve tıpkı bugün bize bilim, sanat, hayat diye sunulan şeyin sadece bir tüketim meselesi, tüketim nesnesi ve de tüketim kültürü olduğu tezi gibi baştan ayağı yanlış olduğu gibi.

Son Tweetler