İnd. Barbiana Öğrencilerinden Mektup

“Zorunlu eğitim sınıfta bırakma hakkına sahip değildir!”
Kaldıraç Yayınevi olarak “Düzene Uygun Kafalar Nasıl Oluşturulur?” kitabının teorik zemindeki eğitim tartışmalarını pratiğe taşıyan, yayınevimizce devam niteliğindeki “Barbiana Öğrencilerinden Mektup” kitabıyla eğitim dizimiz sürüyor. 20. yüzyıl başlarında uygulanmaya başlayan ancak özellikle 1960’lı yılların hareketli ortamında yoğun şekilde tartışmaya açılmış olan ‘radikal eğitim’e dair bir kitap “Barbiana Öğrencilerinden Mektup”.

Eğitim sisteminin ciddi bir eleştirisini yapan, eğitimin; düzenin devamlılığı için ne kadar önemli olduğunu gören ve de yaratılmak istenen insan tipolojisine karşı ‘radikal eğitimciler’, yazdıkları kitaplar kadar yeni eğitim modelleri ve okul denemeleri ile de gündeme geldiler. “Barbiana Öğrencilerinden Mektup” İtalya’nın Fiorentina kentinin Barbiana kasabasında Don Lorenzo Milani’nin okuldan atılmış köylü çocukları için kurduğu ve öğrenci- öğretmen fikrinden hareketle geliştirdiği modelin ve okulun, pratiğin anlatısı. Türkçeye ilk defa 1970’li yıllarda Gözlem Yayınları tarafından Sevgi Tamgüç ve Marianna Yerasimos çevirisiyle kazandırılan bu kitabı ve bugün halen aynı şekilde eğitim vermeye devam eden “Barbiana Okulu”nu okura sunuyoruz.

Kitap özellik
Orjinal adı Barbiana
Yazar Barbiana Öğrencileri, Don Lorenzo Milani
Orjinal dil İtalyanca
Çeviri Zehra Yıldırım
Türü Anı - Mektup
Editör Mehmet Deniz Bölükbaşı
Baskı öncesi hazırlık İdil Özkurşun
Kapak Tasarım Melih Aytek Yıldırım
Cilt Bilgisi Karton kapak
Kağıt Bilgisi 60 gr Enzo kitap kağıdı
Sayfa Sayısı 124
ISBN 978-605-87856-5-6
Basım Tarihi Ekim 2012

Yorum Yap

Adınız:

Yorumunuz:

Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü İyi

Doğrulama kodunu giriniz:

Hakkımızda

About Us
Bir tanıtım yazısı yazmanın en zor tarafı, tıpkı bir tanımlama yaparken ki gibi tanımın tanımlanan şeyi yeterince tarif edememesi, daraltması herhalde. ''Okumak eylemdir! Okuyalım eyleyelim!'' sloganını seçmiş bir yayınevi olarak bastığımız kitapları, daha doğrusu neden bu kitapları bastığımızı, hangi temel saik ve ilkelerle hareket ettiğimizi anlatmak zor, öte yandan bir zorunluluk.
 
Yayınevi, kitap yayınlamak diyelim biz buna, sadece bir entelektüel faaliyet değil bizim için. Tıpkı bir düşüncenin maddeleşmesi, hayata doğması için sese dönüşmeye, bir de başka biri ya da birileri tarafından duyulmaya ihtiyacı olması gibi, bir kitabın da basılıp yayınlanması dışında, bir kitap olabilmesi için duyulmaya, sese dönüşmesine, birilerinin düşüncelerini zenginleştirmeye, eleştirmeye, değiştirmeye ihtiyacı vardır. Bu hayatı da değiştirebilmenin araçlarından biri olur o vakit.
 
Okumak ile anlamak arasındaki fark, söylemek ile yapmak arasındaki fark gibidir. Özümsemek ve kendini doğru bir şekilde ifade etmek hayatın ve bilimin ve de sanatın kuşkusuz 'olmaz ise olmaz'ıdır. Tıpkı görünen ile gerçeklik arasında bir fark olmasaydı eğer bunların hiçbirine ihtiyacımız olmayacağı gibi. Ve tıpkı bugün bize bilim, sanat, hayat diye sunulan şeyin sadece bir tüketim meselesi, tüketim nesnesi ve de tüketim kültürü olduğu tezi gibi baştan ayağı yanlış olduğu gibi.

Son Tweetler