"AH GİDİ KARADENİZ" dosyası Laz ve Karadeniz gerçeğine şiir diliyle bir yaklaşımdır. Yazdıklarımıza "bölgeci" hatta "bölücü" suçlamalarıyla yaklaşan  çevrelere verecek cevabımız şudur: Biz Lazlar kıskaç altına alınmış bir halkız. "Bölücü", "bölgeci" olma lüksümüz bile yoktur. Var olmakla yok olmak arasında bir gelgit yaşıyoruz. Kendimizi ifade edecek ortam bulamıyoruz. Durum bu iken üzerimize şovenistce gelenler abartı içindedirler. Biz evrensel değerleri bölgeci tutkulardan daha ağır basan bir halkın çocuklarıyız. Yaşadığımız tüm ülkelerde "azınlık", kendi yöremizde çoğunluğuz. Bu ortamda şiir denemelerimi sunarken bunlara değinmeden geçemiyorum. Burada bana Lazca öğreten Lazca öykülerde, destanlarda dilimizi ve kültürel zenginliğimizi aşılayan, memleket sevgimi yeşerten değerli Büyükannemi (Nandidi'yi) saygıyla anıyorum. Ayrıca kitabımın ortaya çıkmasında katkıda bulunan, destek olan tüm dostlarıma teşekkür ediyorum.

Selma Koçiva/Dortmund

Kitap özellik
Türü Şiir
Kitaplık Öykü - Şiir
Baskı öncesi hazırlık Ajans D
Cilt Bilgisi Karton Kapak
Kağıt Bilgisi 3. hamur kağıt
Sayfa Sayısı 192
Kitap Boyutları 13,5 cm * 19,5 cm
Basım Tarihi 2001

Yorum Yap

Adınız:

Yorumunuz:

Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü İyi

Doğrulama kodunu giriniz:

Etiketler: Karadeniz

Hakkımızda

About Us
Bir tanıtım yazısı yazmanın en zor tarafı, tıpkı bir tanımlama yaparken ki gibi tanımın tanımlanan şeyi yeterince tarif edememesi, daraltması herhalde. ''Okumak eylemdir! Okuyalım eyleyelim!'' sloganını seçmiş bir yayınevi olarak bastığımız kitapları, daha doğrusu neden bu kitapları bastığımızı, hangi temel saik ve ilkelerle hareket ettiğimizi anlatmak zor, öte yandan bir zorunluluk.
 
Yayınevi, kitap yayınlamak diyelim biz buna, sadece bir entelektüel faaliyet değil bizim için. Tıpkı bir düşüncenin maddeleşmesi, hayata doğması için sese dönüşmeye, bir de başka biri ya da birileri tarafından duyulmaya ihtiyacı olması gibi, bir kitabın da basılıp yayınlanması dışında, bir kitap olabilmesi için duyulmaya, sese dönüşmesine, birilerinin düşüncelerini zenginleştirmeye, eleştirmeye, değiştirmeye ihtiyacı vardır. Bu hayatı da değiştirebilmenin araçlarından biri olur o vakit.
 
Okumak ile anlamak arasındaki fark, söylemek ile yapmak arasındaki fark gibidir. Özümsemek ve kendini doğru bir şekilde ifade etmek hayatın ve bilimin ve de sanatın kuşkusuz 'olmaz ise olmaz'ıdır. Tıpkı görünen ile gerçeklik arasında bir fark olmasaydı eğer bunların hiçbirine ihtiyacımız olmayacağı gibi. Ve tıpkı bugün bize bilim, sanat, hayat diye sunulan şeyin sadece bir tüketim meselesi, tüketim nesnesi ve de tüketim kültürü olduğu tezi gibi baştan ayağı yanlış olduğu gibi.

Son Tweetler