Hayatın içinde, hayata dost öykülerle karşılaşırız bazen. Herhangi bir zaman dilimine ait öyküler; kimi bir yolculuğa, kimi kendi çocukluğumuza… Paylaşımı tanıdık, anlaşılmaı kolay, biz tarafından yaşanmış da; biz'e paylaşılmış kadar yakın, sıcak ve samimi öyküler.

Bir genç kadın; "Bir avuç kadın" öyküleri paylaşmış bizlerle bu kitapta. Yüreğinin heyecanlarını, yaşamdan biriktirdikleriyle harmanlayıp bu kitabı oluşturmuş. Kendi kültürünü iyileştirici ve yapıcı yaklaşımlarıyla sevmiş, benimemiş bir Laz kadını; Sevgili Selma Koçiva.

Değerlerine olan bağlılığı ile yazdığı şiirleri, hayata dair birikimlerini bugüne ve geleceğe aktardığı makaleleri ve onlardan oluşan kitabı, ağlasa bile tebessüm ifadeli, güneş gibi yüzü ile, dost Selma Koçiva.

Lazca bir söz bile duysam, sevinçten deliye dönen çocuk kalbim, şimdi Lazca öyküler okuyup 30'unda da çocuk gibi seviniyor. Lazca ve Laz kadını öyküleri... Hem hüzünlü, hem dirençli kadın öyküleri...

Bizlerle paylaştığın öykülerin için teşekkür etmek istiyorum her şeyden önce... sonra da kitabının önsözüyle beni onurlandırdığın için...
Demin de dedim ya, sanki biz yaşamışız da biz'e paylaşılmış kadar, biz'e ait öyküler için...

Yüreğine sağlık selma Koçiva...
İnancına, iradene ve tabii ki kalemine...
"Mjorate na otanun gzalepe vidat!"

Sevilay Refika Kadıoğlu
Vi3uri e do Pi3xaluri
a Lazi Kulani 2002, İstanbul

Kitap özellik
Alt başlığı 1985-1999
Türü Öykü - Şiir
Kitaplık Öykü - Şiir
Baskı öncesi hazırlık Ajans D
Kapak Tasarım Yeltekin Çakır
Cilt Bilgisi Karton kapak
Kağıt Bilgisi 3. hamur
Sayfa Sayısı 138
Kitap Boyutları 13,5*19,5 cm
Basım Tarihi Mayıs 2004

Yorum Yap

Adınız:

Yorumunuz:

Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü İyi

Doğrulama kodunu giriniz:

Etiketler: Kadın

Hakkımızda

About Us
Bir tanıtım yazısı yazmanın en zor tarafı, tıpkı bir tanımlama yaparken ki gibi tanımın tanımlanan şeyi yeterince tarif edememesi, daraltması herhalde. ''Okumak eylemdir! Okuyalım eyleyelim!'' sloganını seçmiş bir yayınevi olarak bastığımız kitapları, daha doğrusu neden bu kitapları bastığımızı, hangi temel saik ve ilkelerle hareket ettiğimizi anlatmak zor, öte yandan bir zorunluluk.
 
Yayınevi, kitap yayınlamak diyelim biz buna, sadece bir entelektüel faaliyet değil bizim için. Tıpkı bir düşüncenin maddeleşmesi, hayata doğması için sese dönüşmeye, bir de başka biri ya da birileri tarafından duyulmaya ihtiyacı olması gibi, bir kitabın da basılıp yayınlanması dışında, bir kitap olabilmesi için duyulmaya, sese dönüşmesine, birilerinin düşüncelerini zenginleştirmeye, eleştirmeye, değiştirmeye ihtiyacı vardır. Bu hayatı da değiştirebilmenin araçlarından biri olur o vakit.
 
Okumak ile anlamak arasındaki fark, söylemek ile yapmak arasındaki fark gibidir. Özümsemek ve kendini doğru bir şekilde ifade etmek hayatın ve bilimin ve de sanatın kuşkusuz 'olmaz ise olmaz'ıdır. Tıpkı görünen ile gerçeklik arasında bir fark olmasaydı eğer bunların hiçbirine ihtiyacımız olmayacağı gibi. Ve tıpkı bugün bize bilim, sanat, hayat diye sunulan şeyin sadece bir tüketim meselesi, tüketim nesnesi ve de tüketim kültürü olduğu tezi gibi baştan ayağı yanlış olduğu gibi.

Son Tweetler