"Akıl Tutulması" nedir? Evet aslında "sosyalistlerimiz" tam bgir akıl tutulması yaşıyorlar. Güneş tutulması, Ay tutulması için özne gerekmiyor. Ama akıl tutulması bir toplumsal "olay"dır ve bunun için mutlaka özne gerekiyor. Özne olması gerekeni, özne olmaktan alıkoyan bir başka öznedir. Bu nedenle de toplumsal mücadelede "koşullar"ı abartma eğilimi, mücadele eden kaçış eğilimine yol açar. Toplumsal harekette, fiili bur durumu, "koşullar"ı aşmak için hareket edenler, "koşullar"a karşı mücadele ederler ve bu nedenle onların "bir parçası" olmaktan çıkarlar. Bu başarılmadı mı, bu kez "şunu yapmak lazım ama, koşullar" gibi bir yakınma temel olmaya başlar. Böyleleri, sonuçta koşulları da kavrayamazlar. 

Ülkemizde sosyalistler tam bir akıl tutulması içindedir. Hep bir ağızdan, "sosyalist hareketimizin, demokrasi ve bireysel özgürlüklere" dayanmayan bir geleneği olduğu söyleniyor. Bu akıl tutulmasının birinci işaretidir. Yine kabul gören bir olgu da; "birlik gerektiği, böylesi bir birlik ile işçi sınıfının öncü partisinin yaratılacağı, kadroların dağınıklığına son verileceği" görüşüdür. Bu akıl tutulmasının ikinci örneğidir.

Ağustos-Eylül 1994

Kitap özellik
Orjinal dil Türkçe
Türü Araştırma - İnceleme
Kitaplık Araştırma - İnceleme
Baskı öncesi hazırlık Ajans D
Cilt Bilgisi Karton kapak
Kağıt Bilgisi 3. hamur
Sayfa Sayısı 201
Kitap Boyutları 13,5*19,5 cm
Basım Tarihi Aralık 1996

Yorum Yap

Adınız:

Yorumunuz:

Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü İyi

Doğrulama kodunu giriniz:

Etiketler: Devrim, Gündem

Hakkımızda

About Us
Bir tanıtım yazısı yazmanın en zor tarafı, tıpkı bir tanımlama yaparken ki gibi tanımın tanımlanan şeyi yeterince tarif edememesi, daraltması herhalde. ''Okumak eylemdir! Okuyalım eyleyelim!'' sloganını seçmiş bir yayınevi olarak bastığımız kitapları, daha doğrusu neden bu kitapları bastığımızı, hangi temel saik ve ilkelerle hareket ettiğimizi anlatmak zor, öte yandan bir zorunluluk.
 
Yayınevi, kitap yayınlamak diyelim biz buna, sadece bir entelektüel faaliyet değil bizim için. Tıpkı bir düşüncenin maddeleşmesi, hayata doğması için sese dönüşmeye, bir de başka biri ya da birileri tarafından duyulmaya ihtiyacı olması gibi, bir kitabın da basılıp yayınlanması dışında, bir kitap olabilmesi için duyulmaya, sese dönüşmesine, birilerinin düşüncelerini zenginleştirmeye, eleştirmeye, değiştirmeye ihtiyacı vardır. Bu hayatı da değiştirebilmenin araçlarından biri olur o vakit.
 
Okumak ile anlamak arasındaki fark, söylemek ile yapmak arasındaki fark gibidir. Özümsemek ve kendini doğru bir şekilde ifade etmek hayatın ve bilimin ve de sanatın kuşkusuz 'olmaz ise olmaz'ıdır. Tıpkı görünen ile gerçeklik arasında bir fark olmasaydı eğer bunların hiçbirine ihtiyacımız olmayacağı gibi. Ve tıpkı bugün bize bilim, sanat, hayat diye sunulan şeyin sadece bir tüketim meselesi, tüketim nesnesi ve de tüketim kültürü olduğu tezi gibi baştan ayağı yanlış olduğu gibi.

Son Tweetler