İnd. Tekelci Polis Devleti

Demokrasi üzerine bunca önyargının oluşmuş olduğu, burjuvazinin gözüyle bakmanın bu denli yaygınlık kazandığı bugün, şu basit olguyu tekrarlamamız her halde fazla bulunmaz; burjuva demokrasisi, burjuva diktatörlüğüdür, burjuvazinin işçi sınıfı ve halk üzerindeki egemenliğini anlatan bir devlettir ve faşizm denilen şeyden daha az baskıcı değildir. Günümüzün burjuva devleti, günümüzün burjuva demokrasisi ise tekelci polis devletidir. Artık faşizm ile burjuva demokrasisi arasında tercih yapmak zorunda değiliz. Çünkü gerçekte böylesi bir tercihin bizim cephemizde bir anlamı yok. Daha da ilerisi tercih yapılacak iki ayrı şey yoktur ortada. Tekelci Polis Devleti, tekeller çağının burjuva demokrasisini, onun örgütlenişini anlatıyor.

Kitap özellik
Orjinal dil Türkçe
Türü Siyaset - İnceleme
Kitaplık Tarih - Siyaset - Felsefe
Editör Mehmet Deniz Bölükbaşı
Baskı öncesi hazırlık Mehmet Deniz Bölükbaşı
Kapak Tasarım Mehmet Deniz Bölükbaşı
Cilt Bilgisi Karton kapak / 240 gr
Kağıt Bilgisi 60 gr enzo cremy
Sayfa Sayısı 176
Kitap Boyutları 13,5*19,5 cm
ISBN 978-975-01806-2-0
Basım Tarihi Kasım 2013 (5. baskı) / 1990 (1. baskı)

Yorum Yap

Adınız:

Yorumunuz:

Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü İyi

Doğrulama kodunu giriniz:

Hakkımızda

About Us
Bir tanıtım yazısı yazmanın en zor tarafı, tıpkı bir tanımlama yaparken ki gibi tanımın tanımlanan şeyi yeterince tarif edememesi, daraltması herhalde. ''Okumak eylemdir! Okuyalım eyleyelim!'' sloganını seçmiş bir yayınevi olarak bastığımız kitapları, daha doğrusu neden bu kitapları bastığımızı, hangi temel saik ve ilkelerle hareket ettiğimizi anlatmak zor, öte yandan bir zorunluluk.
 
Yayınevi, kitap yayınlamak diyelim biz buna, sadece bir entelektüel faaliyet değil bizim için. Tıpkı bir düşüncenin maddeleşmesi, hayata doğması için sese dönüşmeye, bir de başka biri ya da birileri tarafından duyulmaya ihtiyacı olması gibi, bir kitabın da basılıp yayınlanması dışında, bir kitap olabilmesi için duyulmaya, sese dönüşmesine, birilerinin düşüncelerini zenginleştirmeye, eleştirmeye, değiştirmeye ihtiyacı vardır. Bu hayatı da değiştirebilmenin araçlarından biri olur o vakit.
 
Okumak ile anlamak arasındaki fark, söylemek ile yapmak arasındaki fark gibidir. Özümsemek ve kendini doğru bir şekilde ifade etmek hayatın ve bilimin ve de sanatın kuşkusuz 'olmaz ise olmaz'ıdır. Tıpkı görünen ile gerçeklik arasında bir fark olmasaydı eğer bunların hiçbirine ihtiyacımız olmayacağı gibi. Ve tıpkı bugün bize bilim, sanat, hayat diye sunulan şeyin sadece bir tüketim meselesi, tüketim nesnesi ve de tüketim kültürü olduğu tezi gibi baştan ayağı yanlış olduğu gibi.

Son Tweetler