Birikti yıllar boyu… Sömürü, baskı, zulüm, aşağılanma... ‘Yok’ hükmünde sayılma!

Sahipsiz köy bulmuşcasına keyfince vurup yağmaladılar. Satılmadık, ranta dönüştürülmedik yer, paraya tahvil edilmedik değer bırakmadı sermaye sınıfı ve onun uşaklığını yapan yöneticiler.

Bize her şey yasaklanır hale getirilirken, kendilerine her yol mübah oldu.

Ellerindeki medya kanalları ve ruhunu dahi parayla satacak kadar soysuzlaşmış medya silahşorları aracılığıyla yaydıkları koyu karanlık bizi nefes alamaz hale getirdi.

Ağır bir zincir gibi boynumuza asıldı; örgütsüz olmanın, boyun eğmenin, ne yapacağını bilememenin çaresizliği. Sadece bir avuç “deli” sokaklardaydı. 

Kahrolası suskunluğumuz sürdükçe daha pervasız hale geldiler. Nasıl yaşayacağımızdan, neye inanacağımızdan, kaç çocuk doğuracağımıza kadar müdahale etme hakkını kendilerinde görmeye başladılar.

Nihayet, yıllar boyunca öfke kesesine atıp biriktirdiklerimiz, 31 Mayıs 2013 tarihinde Taksim/Gezi Parkı’nın yok edilmek istenmesi saldırısıyla patladı!

İsyan insanlaştırdı, isyan özgürleştirdi!

Ve o günden sonra yaşam bir başka akmaya başladı.

Artık herkesi bir hikayesi var.

Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!


Bir inancın yüceliğinde buldum seni
bir kavganın güzelliğinde sevdim.
bin kez budadılar körpe dallarımızı
bin kez kırdılar.
yine çiçekteyiz işte yine meyvedeyiz
bin kez korkuya boğdular zamanı
bin kez ölümlediler
yine doğumdayız işte, yine sevinçteyiz.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!..

Adnan Yücel

Kitap özellik
Cilt Bilgisi Karton kapak
Kağıt Bilgisi Enzo kitap kağıdı
Sayfa Sayısı 160
Kitap Boyutları 10,5*14,8 cm
Basım Tarihi Aralık 2013

Yorum Yap

Adınız:

Yorumunuz:

Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü İyi

Doğrulama kodunu giriniz:

Etiketler: Ajanda, Direniş, 2014, Gezi, Taksim

Hakkımızda

About Us
Bir tanıtım yazısı yazmanın en zor tarafı, tıpkı bir tanımlama yaparken ki gibi tanımın tanımlanan şeyi yeterince tarif edememesi, daraltması herhalde. ''Okumak eylemdir! Okuyalım eyleyelim!'' sloganını seçmiş bir yayınevi olarak bastığımız kitapları, daha doğrusu neden bu kitapları bastığımızı, hangi temel saik ve ilkelerle hareket ettiğimizi anlatmak zor, öte yandan bir zorunluluk.
 
Yayınevi, kitap yayınlamak diyelim biz buna, sadece bir entelektüel faaliyet değil bizim için. Tıpkı bir düşüncenin maddeleşmesi, hayata doğması için sese dönüşmeye, bir de başka biri ya da birileri tarafından duyulmaya ihtiyacı olması gibi, bir kitabın da basılıp yayınlanması dışında, bir kitap olabilmesi için duyulmaya, sese dönüşmesine, birilerinin düşüncelerini zenginleştirmeye, eleştirmeye, değiştirmeye ihtiyacı vardır. Bu hayatı da değiştirebilmenin araçlarından biri olur o vakit.
 
Okumak ile anlamak arasındaki fark, söylemek ile yapmak arasındaki fark gibidir. Özümsemek ve kendini doğru bir şekilde ifade etmek hayatın ve bilimin ve de sanatın kuşkusuz 'olmaz ise olmaz'ıdır. Tıpkı görünen ile gerçeklik arasında bir fark olmasaydı eğer bunların hiçbirine ihtiyacımız olmayacağı gibi. Ve tıpkı bugün bize bilim, sanat, hayat diye sunulan şeyin sadece bir tüketim meselesi, tüketim nesnesi ve de tüketim kültürü olduğu tezi gibi baştan ayağı yanlış olduğu gibi.

Son Tweetler